MENÜ
12° Parçalı bulutlu

Çağımızın en büyük sorunlarından biri: Obezite

  Gazetemizin her sayısında bizlere, obezite ve sağlıklı beslenme hakkında bilgiler veren Çorumlu hemşehrimiz Doç. Dr. İbrahim Sakçak, bu sayımızda da obezitede risk grupları, çocuklarda doğru beslenme, vücut kitle indeksi hesaplaması ve bayramda et tüketimi konularında bilgiler verdi.   Sakçak ile yaptığımız keyifli röportajın ayrıntıları ise şöyle: KADINLAR DAHA ÇOK RİSK ALTINDA Kilo alma konusunda […]
GÜNDEM - 28 Ağustos 2018 16:24 A A

 

Gazetemizin her sayısında bizlere, obezite ve sağlıklı beslenme hakkında bilgiler veren Çorumlu hemşehrimiz Doç. Dr. İbrahim Sakçak, bu sayımızda da obezitede risk grupları, çocuklarda doğru beslenme, vücut kitle indeksi hesaplaması ve bayramda et tüketimi konularında bilgiler verdi.

 

Sakçak ile yaptığımız keyifli röportajın ayrıntıları ise şöyle:

KADINLAR DAHA ÇOK RİSK ALTINDA

Kilo alma konusunda kadınların, erkeklere göre daha fazla risk altında olduğunu belirten Doç. Dr. İbrahim Sakçak, “Özellikle her 3 kadından biri obez her 4 erkekten biri obez diyoruz. Yani bu oran kadınlarda %30-35’lere çıkarken erkeklerde % 20-25 civarında; çünkü kadınların hormonal olarak obeziteye bir yatkınlığı var, yağ dokusu birikimi daha fazla. Özellikle basen bölgesinde ve karın bölgesinde kadınlarda obezite daha fazla; buna armut tipi obezite diyoruz, erkeklerde ise karın bölgesinde yoğunlaştığı için elma tipi obezite diyoruz “dedi.

ERKEN YAŞTA ALINAN KİLOLAR, İLERDE KALICI HALE GELİYOR

Obezitenin pek çok sebebi var, tabi bunlardan en büyük sebep beslenme tarzı diye vurgulayan Sakçak,”Çocuklukta yanlış giden beslenme, ilerde kalıcı hale geliyor. Dikkat ederseniz kilo vermeye çalıştığımızda önce çok kolay kilo veririz, çünkü son aldığımız kiloları kolay veririz; ama çok eskiden aldığımız kiloları vermekte zorlanırız ve bir noktadan sonra veremeyiz. Burada da tabi ki fast food türü, yüksek kalorili, düzensiz ve sağlıksız beslenme; fruktoz içeren gıdaların daha fazla olması ve doğal gıdalardan uzak beslenme çocuklarda obeziteye neden oluyor.  Ama bunun dışında başka sebepler de var: Genetik faktörler ve ailesel yatkınlıklar. Bazı kişiler ne yaparsa yapsın ne yerse yesin kilo almıyor, çünkü metabolizma katabolik yönde çalışıyor, yani yakma yönünde; aldığı kaloriyi yakıyor. Onun dışında başka faktörler de var. Örneğin; depresyondaki kişilerin çoğu kilo alır, çünkü depresyonda olan kişi mutluluğu yemek yemekte arayabilir. Yemek yemek aynı zamanda mutluluk hormonu serotonin salgısını da biraz artırabiliyor; ama bazı depresyondaki kişiler de tam tersi yemekten içmekten tamamen kesilebiliyor. Çevresel faktörler, yani bulunduğumuz ortam önemli. Ailesel faktörler; ailedeki beslenme tarzı alışkanlıkları da çok önemli, özellikle çocuklarda anne yemeği dediğimiz evde yapılan yemekten yenmesi en doğrusu ve en sağlıklısı” diye konuştu.

 

KARBONHİDRATA DİKKAT

Karbonhidratın obeziteye etkisi büyüktür diye vurgulayan Sakçak, “Karbonhidrattan uzak durmak önemli, çünkü karbonhidrat vücutta yağa dönüşüyor. Bunların neler olduğunu şöyle sıralayabiliriz; unlu mamüller, buğday ürünlerinin hepsi, mısır ürünleri, pirinç ürünleri ve patates ürünleri. Yani bu tür besinlerden elde edilen gıda türlerinin hepsi karbonhidrattır. Karbonhidratlar vücutta yağa dönüştüğü için beslenmedeki karbonhidrat oranını biraz düşürmek gerekiyor.  Normal bir beslenme düzeninde % 50-55 civarında karbonhidrat, %30 civarında protein ve % 15-20 civarında da yağ olması gerekir.Biz bu karbonhidrat oranını %70-80 yaparsak karbonhidrat vücutta birikerek yağa dönüşür ve bu da vücuda hantallık ve başka birtakım sağlık sorunlarını getirir” diye belirtti.

VÜCUT KİTLE İNDEKSİ NASIL HESAPLANIR?

Obezite olup olmadığımızı basit hesaplamalarla anlayabileceğimizi söyleyen Sakçak, “Boyla orantılı olarak vücut kitle indeksi hesabı var; bu hesap kilonun, boyun metre cinsinden karesine bölünmesiyle yapılıyor. Bunu bir örnekle anlatmak gerekirse; 1.7 metre boyunda 100 kilo olan bir insanın vücut kitle indeksi hesabı şu şekilde yapılıyor: 100’ü 1.7 metrenin karesi olan 2.89 ‘a bölüyoruz, bunun sonucunda da 33-34 oranında bir sayı ortaya çıkıyor. Bu çıkan sonuç da 1. derece obezite anlamına geliyor. Yani vücut kitle indeksi; 30 üzeri olan insanlar 1. derece, 35 üzeri olanlar 2. derece, 40 üzeri olanlar ise 3. derece obezite anlamına geliyor. Hatta 50’nin üzeri süper obez, 50’den sonra 60’ın üzeri ise süper süper obez grubuna girenler de var. Böyle bir hesap var ama, bunun yanı sıra günlük hayatta biz bunu çok daha basit bir şekilde de anlayabiliriz. Mezurayı alırız, leğen kemiklerinin üst kısmından göbeğin hemen üzerinden belimizi ölçeriz; bu ölçüm kadınlarda 88 santimetre, erkeklerde ise 102 santimetrenin üzerinde ise obezite anlamına geliyor” diye ifade etti.

FAZLA KİLOSU OLAN HERKES MİDE AMELİYATI OLAMAZ

Kimlerin mide ameliyatı olabileceğine değinen Sakçak, “Mide ameliyatı olmak için en az 2. dereceden obez olmak gerekiyor. Bunun yanında en az 6 ay süreyle diyet, akupunktur, ilaçlar ve spor gibi kilo vermeye yönelik bir çaba içinde  bulunmuş olmak da gerekiyor. Yani ben kiloluyum hemen ameliyat olayım değil de; kilo vermeye çaba göstermiş, vermiş geri almış, tekrar tekrar vermiş geri almış ya da bütün çabalarına rağmen kilo verememiş kişilere mide ameliyatını öneriyoruz” diye söyledi.

HER MESLEĞİN ERBABINA DANIŞMAKTA FAYDA VAR

Türkiye’de diyetisyene danışma kültürünün henüz tam oturmadığını ifade eden Sakçak, konuşmasına şöyle devam etti:

“Yani şimdi şöyle; günümüz toplumunda diyetisyen kültürü çok yerleşmedi. Hasta diyor ki ‘ben az yerim, yediklerimden kısarım kilo veririm’. Ama işin aslı pek öyle değil, her konuyu meslek erbabına danışmakta fayda var. Nasıl ki bir davamız olduğunda avukata, traş olmak istediğimizde berbere gidiyorsak bu konuda da diyetisyene gitmek gerekiyor. Çünkü, diyetisyen bize kalori hesaplarını yapıyor, bizim için en uygun beslenme tarzı hangisi, yaşamımızda nasıl bir değişiklik yapabiliriz bunu söylüyor; yani adeta bir yaşam koçluğu yapıyor. Bizim hayatımızdaki yanlışları bize gösteriyor, aslında bir mucize yaratmıyor; ama bu bizim bir ihtiyacımız. Çünkü bu konuya bilinçli yaklaşabilmemiz ve iyi sonuç alabilmemiz için diyetisyene ihtiyacımız var.Bunu sakın unutmayın” diye vurguladı.

 

 

 

GÜNDEM - 16:24 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.