Hafif yağmur
  • EURO 6.07
  • DOLAR 5.36

Kılıçdaroğlu, Alman gazetesine yazdı: Türkiye’nin demokratları yalnız bırakılmamalıdır

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bugün (29 Kasım 2018 Perşembe) Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesinde “Türkiye’nin Demokratları Yalnız Bırakılmamalıdır” başlıklı bir makalesi yayımlandı. Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesinde yayımlanan makalesinin Türkçe çevirisi şöyle: “Türkiye’nin Demokratları Yalnız Bırakılmamalıdır Türkiye’nin Avrupa’lı müttefikleri ve Avrupa Birliği ile ilişkilerinin son zamanlarda önemli bir dönemeçten geçtiği yadsınamayacak […]
GÜNDEM - 29 Kasım 2018 15:57 A A

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bugün (29 Kasım 2018 Perşembe) Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesinde “Türkiye’nin Demokratları Yalnız Bırakılmamalıdır” başlıklı bir makalesi yayımlandı.
Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesinde yayımlanan makalesinin Türkçe çevirisi şöyle:
“Türkiye’nin Demokratları Yalnız Bırakılmamalıdır
Türkiye’nin Avrupa’lı müttefikleri ve Avrupa Birliği ile ilişkilerinin son zamanlarda önemli bir dönemeçten geçtiği yadsınamayacak bir gerçek halini aldı. Son olarak Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raportörü Kati Piri’nin taslak raporunda Türkiye ile Avrupa Birliği arasında süren üyelik görüşmelerinin artık hiç bir anlam ifade etmediği belirtiliyor ve bu görüşmelerin durdurulması öneriliyor.
Bu önerinin Avrupa Parlamentosu tarafından desteklenmesi ve bu desteğin Avrupa Birliği Konseyi tarafından da benimsenmesi elbette Türkiye’yi Avrupa’dan tamamen koparacak bir gelişme olur. Hepimizin görevi, Avrupa ile Türkiye arasında yıllardan beri uzun çabalar sonucunda geliştirilmiş olan ilişkileri koparmamak, aksine Türkiye’nin Avrupa ile olan bağlarının daha da güçlendirilmesine katkı sağlamak olmalıdır.
Türkiye önemli dönüşümler geçirdi. Ancak, üzülerek belirtmeliyim ki, Türkiye’nin son onbeş yılda kaydettiği gelişmeler, Cumhuriyeti kuran Atatürk’ün yurttaşlarımıza kazandırdığı temel değerlerden, laik, demokratik, sosyal hukuk devleti ilkelerinden, parlamenter demokrasiden uzaklaşan bir şekilde oldu.
Düşünce ve ifade özgürlüğü konusunda artan kısıtlamalar ve yasaklar, insan hakları savunucularının, gazetecilerin, parlamenterlerin haklarında herhangi bir iddianame bulunmadan ya da sun’i gerekçelerle hapse atılmaları bu uzaklaşmayı hızlandırdı. Bu gelişmelerden Almanya vatandaşları da nasibini aldı. Deniz Yücel örneği hala hafızalardadır. Deniz Yücel serbest kalmıştır ama hala Türkiye’de tutuklu bulunan Almanya kökenli insanlar mevcuttur.
15 Temmuz 2016’da gerçekleştirilmek istenen mel’un darbe girişimi Türkiye’nin tarihinde kara bir leke olarak yerini almıştır. Ancak halkın demokratik tepkisiyle önlenebilen bu girişim 20 Temmuz tarihinde gerçekleştirilen sivil darbe ile Türkiye’yi karanlığa boğan sürecin de başlangıcı olmuştur. Olağanüstü Hal koşullarında yapılan referandum, Cumhurbaşkanlığı ve Parlamento seçimleri sonunda ülkede rejim değiştirilmiştir. Türkiye, yasama, yürütme ve yargının bağımsızlığı alanında çağdaş demokrasinin gereği olan kuvvetler ayrımı prensibine uymayan, tek adam rejimi olarak adlandırılacak bir yönetim biçiminin istibdadı altındadır.
Şunu inanarak ve güvenerek vurgulamak isterim: Türkiye tek adamdan ibaret değildir! Türkiye’de bütün seçim sonuçları ülkede siyasetin ciddi şekilde kutuplaştığını ve bu kutuplaşmanın halkı tam ortadan ikiye böldüğünü göstermektedir. Demokratik olmayan uygulamaları, popülizmin göz boyayıcı oyunlarına kanarak destekler görünenler nasıl bir aldatmaca ile karşı karşıya bulunduklarını anlamadan bu oyunun aktörleri olarak yaşamlarını sürdürüyorlar. Ancak, demokrasi, adalet, insan hakları ve temel özgürlüklere inanan ilerici halk kitleleri Türkiye’yi yeniden aydınlığa çıkarmak için mücadeleden asla vazgeçmeyecekler.
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki gündem maddelerinden birini Suriye’li sığınmacıların durumu oluşturmaktadır. Bu konuda evrensel değerlere uygun bir göçmen politikası belirlenmesi için Türkiye ile birlikte çalışılmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Suriye’yi sığınmacıların sorunu ile ilgili olarak gelişen işbirliği Türkiye ile Almanya’nın önümüzdeki dönemde başka konularda da birlikte çalışmalarına yardımcı olabilecektir.
Kısa vadede Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinde önemli bir gelişme beklemek gerçekçi olmayacaktır. Türkiye’nin atması gereken adımlar olduğu, Kopenhag kriterlerine uyum, hukukun üstünlüğüne saygı ve temel hak ve özgürlüklerde önemli gelişmelerin sağlanması gibi alanlarda Türkiye’nin ev ödevini yapması gerektiği bellidir.
Bununla beraber, Türkiye’de bu adımları desteklemeye hazır halk kitlelerinin cesaretlendirilmesi için Almanya’nın Türkiye-AB ilişkilerinde de bazı hareketlenmelere yardımcı olması beklenir. Örneğin, Gümrük Birliği alanında köklü bir reforma ihtiyaç olduğu bilinmekle beraber, Almanya bu konuda kapsamlı bir çalışma başlatılmasını yine Türkiye’nin içinde bulunduğu demokratik olmayan koşullarla bağlantılandırmakta ve bu konuda da yeşil ışık yakmamaktadır. Oysa, kapsamlı olmasa da, Gümrük Birliği’nin işlemeyen unsurlarından başlamak suretiyle, küçük adımlarla Türkiye’nin önünü açmak, demokrasiye gönül veren kitleleri de ümitlendirecek ve Avrupa tarafından yalnız bırakılmadıklarını anlamalarına yardımcı olacaktır. Almanya’nın Türkiye’nin teröre karşı verdiği mücadeledeki duyarlılıklarını gözeten ve bu mücadelesini destekleyen bir tutum izlemesi ise bu ümidi daha da pekiştirecektir.
Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin Avrupa değerlerine olan taahhütlerini güçlü şekilde savunmaya devam edecektir. Gerek güvenlik ilişkileri bakımından NATO üyesi olarak Almanya ile sürdürdüğümüz müttefiklik ilişkilerini, gerek Avrupa Birliği ile ilişkilerin koparılmasını engelleyecek ve Türkiye’nin demokratikleşmesini güçlendirecek adımların atılmasını güvence altına almak bize Atatürk’ten kalan bir mirasın gereğidir. Bu mirası koruyacak ve çağdaşlaşma yolunda güçlü adımları atacak bir siyasi partinin başkanı olarak Almanya ile Türkiye arasındaki ilişkileri önemsiyorum. İki ülke arasında karşılıklı olarak gelişen insani bağın da bu ilişkilerin en güçlü güvencesi olduğuna inanıyorum.”

GÜNDEM - 15:57 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.